Evleneli bir yıl olmuştu ve 19 yaşındaydım. Kocamın ailesiyle birlikte oturuyorduk. Kocamla kaçarak evlenmiştim. Yakışıklı ama serseriydi. Kendi ailemin maddi durumu çok iyi olmasına rağmen kaçtığım için beni reddetmişler, görüşmüyorlardı.
Gerçekten de maddi imkanlarımız çok ama çok kısıtlı idi. Bir yıl çok büyük maddi güçlüklerle geçti. Kocam girdiği işlerden bir haftada çıkan, çalışmak istemeyen tembel biriydi. Gün geçtikçe de kocama olan sevgim azalır olmuştu. Üzgündüm, sürekli ağlayarak geçiriyorum günlerimi…
Para sıkıntıları, sorunlar, borçlar yetmezmiş gibi bir de kocam askere gitmez mi? Ben zavallı mecburi olarak kayınpederlerin yanında kaldım. Tüm sorunların yanında bir de kocaya, erkeğime hasret, yalnız geçen geceler eklenmişti dertlerime… İşsiz kocamla gece gündüz, her türlü sevişmeye alışmışken, birden yatakta tek başıma kalmak en büyük sorun haline gelmişti şimdi..
Kayınpederim bir bakanlıktan emekli idi. Aynı bakanlıktan emekli olan arkadaşı Ali bey, bir inşaat firması kurmuş ve kendisine bir sekreter arıyormuş. Kayınpederim de ona,
«Bizim gelin çalışsın, oğlan asker, zor durumdayız, bir sürü borç bırakıp gitti eşek sıpası!” diye dert yanmış. Ali bey de,
”Tamam gelsin, başlasın hemen!” demiş.
Kayınpeder bana iş bulduğunu söylediğinde, en azından elime geçen parayla kendi ihtiyaçlarımı alırım, kocama para gönderirim, bir güvencem olur gibi düşüncelerle hemen kabul ettim tabi ki.
Kayınpeder beni aldı, Kızılay’da bir binaya gittik. Büronun kapısını 50 yaşlarında, biraz kel, bıyıklı, orta boylarda biri olan Ali bey açtı. Çok sevecen bir şekilde karşıladı bizi. Oturduk konuştuk. Ben incecik, narin yapılı biriydim, uzun saçlarım vardı. O gün işe girebilmek için güzel de giyinmiştim.
Biraz oturup konuştuktan sonra, Ali bey kayınpederime,
”Biz gelininle anlaşırız, sen merak etme üstad!” dedi ve kayınpederimi uğurladı.
Ben o günden itibaren çalışmaya başladım. Ali bey ne derse harfiyen yerine getiriyordum. Öğlen yemeklerini bazen beraber, bazen de odamda yiyordum. Güzel geçiyordu günlerim. Elim parasal yönden biraz düzelmiş, eve de yardım ediyordum. Kayınpeder halinden çok memnundu. Ben akşamları eve gelince bana hiç iş yaptırtmıyordu bile, evdeki görümceme yaptırıyordu tüm ev işlerini işleri. Böyle aradan 4 ay geçmişti.
Ali beyin eşi birkaç yıl önce vefat etmişti. Hoş arada sırada bayan arkadaşının da geldiğini görmüştüm. Bayan arkadaşı gelince, Ali bey beni dışarıdaki işlere gönderirdi. Olayın farkına varmıştım, ama herkesin özel hayatı, beni ilgilendirmez diyordum, ama çok merak ediyordum yalan yok.
Ali beyin arada sırada da beni süzdüğünün farkındaydım, ama hiçbir şey söylemiyordu bana. Bir gün bana seslendi,
”Hümeyra, bu gün arkadaşım Mustafa gelecek, şu parayı al da biraz çerez, kavun, beyaz peynir, meyva falan al. Haa, rakı da az, bir de soğuk rakı al!” dedi.
”Peki!” dedim, dediklerini karşıdaki marketten aldım ve hemen geldim. Mutfağa gidip hazırladım, bürodaki masaya getirdim.
Ali bey akşam üstü arada bir demlenir, benle sohbet eder, ben de kola içerek ona eşlik ederdim. Yine öyle olacak zannettim.
Neyse, aradan on dakika geçti geçmedi kapı çaldı. Mustafa bey geldi. Kendisi de Ali Bey ile hemen hemen aynı yaşlardaydı. Kapıyı açınca bana gülümsedi, yanağımı okşadı. Ben kapıyı kapatmak için arkamı döndüğümde eli kalçama dokundu.
”Yok yok, mutlaka eli yanlışlıkla çarptı, öyle bir şey yapmaz” dedim kendi kendime.
Güldüm, içeri buyur ettim ve odama çekildim. Büro ile odam arasında da bir koridor vardı. Bir ara benden bahsettiklerini duydum. Kapıların açık olmasına rağmen tam anlaşılmıyordu konuştukları, ama benden bahsediyordu Mustafa bey. Ne diyordu diye merak ediyordum… Sonra beni çağırdılar yanlarına. Gittiğimde Mustafa bey,
”Hümeyra, gel otur, bizimle bir duble rakı da sen iç, hem biraz da laflarız!” dedi.
Hayatımda hiç içki içmemiştim. Ama sırf hakkımda ne konuştuklarını çok merak ettiğimden kabul ettim. Rakıdan bir yudum aldım ve tadını da kokusunu da beğenmedim. Yüzümün ekşidiğini görünce, Mustafa bey,
”İlk defa mı içiyorsun?” diye sordu. Ben,
”Evet, tadı berbat!” deyince,
”O zaman bir seferde fondip yap!” dedi.
Dediği gibi yaptım, bir dikişte bitirdim bardaktaki rakıyı. Ama halen ağzımdaki anason tadı vardı ve yine yüzüm ekşimişti. Mustafa bey kendi çatalıyla ağzıma önce biraz beyaz peynir verdi, üstüne de bir parça kavun yedirdi.
Ağzımdaki anason tadı şimdi yerini kavun tadına bırakmıştı, ama kafamın hafiften dönmeye başladığını hissediyordum. Ve işin garip tarafı, vücudum gevşemiş, dilim çözülmüştü, sebebini bilmediğim bir şekilde neşeliydim. Bana sormadan Ali bey bir duble daha rakı doldurup verdi elime,
”Al bakalım, bu seferkini yavaş yavaş yudumla!” dedi.
Ben rakıdan yudumladıkça, Ali beyle Mustafa bey sırayla ağzıma beyaz peynir ve kavun veriyorlar, kah sırtımı sıvazlıyorlar, kah başımı okşuyorlardı. Doğrusu gösterdikleri bu ilgi çok hoşuma gitmişti. Sonunda ikinci dublem de bitmiş ve kafam çok güzel olmuştu. Ali bey,
”Bak sana bir teklifimiz olacak Hümeyra…” dedi.
”Buyrun?” dedim merakla…
”Daha çok para kazanmak ister misin?” deyince, hemen atladım,
”Tabi ki isterim!” dedim. Mustafa Bey kendi yanına mı alacaktı beni acaba diye düşünüyordum bir yandan da…
”Bizim dediklerimizi yaparsan eline çok iyi para geçer! Ailece zor durumda olduğunu biliyoruz. Kayınpederin bana (Eti de senin, kemiği de!) demişti, hatırlıyor musun?” dedi. Evet gerçekten te öyle söylemişti. Ali bey,
”Eğer daha çok çalışırsan, sana daha çok para veririz!” dedi.
”Tamam, çalışırım!” dedim.
”Söz mü?” dediler,
”Söz! Ama ne iş yapacağım?” dedim.
”Kabul ediyor musun, önce onu söyle?” dediler.
”Tabi ki kabul ediyorum, neden etmeyim? Sonuçta hafta sonlarım boş geçiyor!” dedim.
”Evet, hafta sonu çalışması var. Bir iki saat de akşamları fazladan çalışırsın!” deyince,
”Tamam!” dedim.
”O zaman mesai çizelgen için şunu imzala! İstersen oku!” dediler. Onlara çok güvendiğimden ve ayrıca arada kayınpeder de var diyerek, ne yazdığını okumadan hemen imzaladım. Ali bey kayınpederimi de aradı, durumu izah etti, o da seve seve kabul etti, fazladan para alacaktım sonuçta. Ali bey güldü, kağıdı aldı, kasaya koydu ve Mustafa beye,
”Güzel! Bak hiç zor olmadı!” dedi. Mustafa bey de güldü, rakısını içmeye devam etti. Ben halen anlamamıştım, fazladan ne iş yapacağımı sordum. Ali bey gülerek,
”Bizim özel isteklerimizi yerine getireceksin! Bizi memnun et, biz de seni fazla fazla memnun ederiz!” deyince,
”Nasıl yani?” dedim. Mustafa bey bir kahkaha attı,
”Üstad sen harikasın valla, nerden bulursun bunları yaa!” dedi. Ali bey gayet ciddi bir şekilde,
”Bak Hümeyra, biz seni bir güzel sikeceğiz!” deyince, bir refleksle,
”Hayır, olmaz!” dedim.
”Nasıl olmaz? İmza attın! Ayrıca kayınpederine telefon ederim, senin gelin çalışmak istemiyor, hem de eli uzun, birkaç kez hırsızlık yaparken yakaladım onu derim!” dedi.
Ne yapacaktım şimdi ben? Gözümün önüne kocam geldi. İpsiz, sapsız, beni bu zor durumlara düşüren kocam… Kayınpederim geldi, çalışıp eve para getirmem için her şeye razı çaresiz adam… Para getirdikten sonra benim ne yaptığım umurunda olur muydu?
İki kart zampara gözlerini dikmiş, vereceğim cevabı bekliyorlardı. Acaba kabul etse miydim? Üstelik benim özel durumum da vardı işin içinde… Ne zamandan beri sevişmemiş, aylardır yarak da görmemiştim. Bazı geceler rüyamda boşaldığım bile oluyordu. Ali Beyin getirdiği kadınlarla yan odada sevişmeleri aklımdan çıkmıyordu. Saatlerce kadınları bırakmıyordu herif, ne kadar güçlüyse…
Bir de beni hırsızlıkla suçlayacak olması da cabası… Hepsini alt alta toplayınca bir anda kararımı verdim. Tüm cesaretimi topladım ve
”Tamam kabul ediyorum, istediğinizi yapacağım!” dedim. Mustafa bey, Ali beye,
”İşte bu dostum! İlk sen buldun, ilk sen bak tadına!” dedi.
Ali bey elimden tutarak beni kaldırdı ve misafirleri kabul ettiği odaya götürdü. Ayakta gömleğimin düğmelerini açtı. Dudaklarımı, boynumu boğazımı öperken, bir eli göğüslerimde geziniyor, göğüslerimi sıkıyor, diğer eli de kalçalarımı okşuyordu. Sonra beni kanepeye oturtup, kendisi soyunmaya başladı,
”Hadi durma, soyun sen de!” dedi. Sıkıla sıkıla soyundum. Kanepeye uzandım. Kapı yarı açık kalmıştı bu arada… Ali bey sikini eline almış, yüzüme doğru sallayarak,
”Hadi biraz em de kendine gelsin!” dedi, sikini ağzıma dayadı.
Kocamla sevişiyormuşum gibi hissetmeye çalıştım. Gözlerimi yumdum ve bir güzel emdim sikini, taşaklarını yaladım. Meğerse ne kadar çok özlemişim yarak yalamayı…
Ali bey sikini biraz yalattıktan sonra aşağı tarafıma geçti, bacaklarımı ayırdı ve kalçalarımı okşayarak, dilini amıma soktu. Amımın dudaklarını emiyor, klitorisimi yalıyordu. Bu konuda kocamdan daha tecrübeliydi. Deliriyordum. Aylarca süren açlıktan sonra bir anda seks yapmak, amımın dillenmesi çıldırtmıştı beni… Amım müthiş sulanmıştı.
O ara kapıda Mustafa beyi gördüm. Bize bakıyor ve yarağını sıvazlıyordu. Şaşırdım. Benimle tek tek sevişeceklerini zannetmiştim. Ama az sonra o da içeri soyunuk bir şekilde geldi, kalkık yarağını ağzıma verdi. Resmen ağzımı sikiyordu, ağzımda gidip geliyordu. Ben artık kendimi olayın akışına kaptırmıştım, çünkü çölde susuz kalmış bedenimin buna ihtiyacı vardı.
Ali bey amcığımı yalıyor, arada bir parmaklarını sokuyordu amıma… Boşalacağımı hissettim, iyice dolmuştum çünkü. Kaç aydır yarrak yüzü görmezken, şimdi iki tane vardı. Ali bey kalktı ve Mustafa beyle yer değiştirdiler, şimdi Ali beyin yarağı ağzımda, Mustafa bey benim amcığımı yalıyordu.
Mustafa bey amımı yalarken bir ara parmağını göt deliğine soktu, işte o zaman sarsıla sarsıla orgazm olup, işercesine boşaldım. Mustafa beyin yüzü püsküren zevk sularımdan sırılsıklam olmuştu. Mustafa bey bir, “Woawww!” çekti.
”Ne kadar istekliymişsin sen böyle yavrum? Şuna bak, suları nasıl fışkırıyor zevkten…” dedi.
Sonra doğruldu, bacak arama yanaştı. Yarağını önce amımın dudakları arasına sürttü, sonra birden sonuna kadar kökledi amıma.
Kaç aydır yarak girmediği için amcığım daralmıştı. Bundan dolayı canım yanmıştı, ama bir o kadar da hoşuma gitmişti. Yarağı içimi doldurmuştu. Bir taraftan Ali bey ağzımı sikerken, Mustafa beyin amcığımı sikmesi tarif edilmez bir zevk veriyordu bana. Doğrusu Mustafa bey işini iyi yapıyordu, bir taraftan da,
”Uzun zamandır sikilmediği belli, amı öyle dar ki, sikimi mengene gibi kıstırıyor üstadım!” diyordu.
Bu Ali beyi daha da şehvetlendirmişti ki, iyice sokuyordu yarağını ağzıma, boğazımın derinliklerine kadar giriyordu. Sonra aniden ağzıma boşaldı. Midem bulanmadı hiç, sikini emmeye yalamaya devam ettim, ama yutmadım, döllerini geri sikine tükürdüm. O sırada Mustafa bey de,
”Offf, harika bir amcığın var!” diyerek içime boşaldı… Ali bey,
”Ağzı da öyle dostum… Öyle güzel yalayıp emiyor ki orospu, denemeden bırakma. Ağzının zevkine de var.” dedi.
Biraz dinlendikten sonra beni kaldırıp banyoya götürdüler, bir güzel yıkadılar, kuruladılar. Sonra da büroya geçtik, üçümüz de çırılçıplak bir şekilde… Beni aralarına oturtmuşlardı, sürekli iltifat ediyorlardı. Harika bir kadın olduğumu, böyle gidersem çok para kazanacağımı ve bir kadının ne kadar çok sikilirse o kadar güzelleşeceğini falan söylüyorlardı.
Rakılarını yudumluyorlar, bir taraftan da meze olarak göğüslerimi öpüyorlar, amcığımı kurcalıyorlardı. Ben de iki elimle onların yaraklarını sıvazlıyor, tekrar kaldırmaya çalışıyordum. Doymamıştım çünkü, bir kez sikilmiştim daha… Evlendiğimizin ilk günlerinde kocam beni sabaha kadar siker inletirdi de, bana mısın demezdim.
Sonra Mustafa bey masayı biraz ittirip yer açtı ve yarağını iyice emmemi söyledi. Kalktım ve önünde çömelerek yarağını ağzıma aldım. Tıpkı Ali beyin sikini ve taşaklarını da yalayıp emdiğim gibi, güzelce yaladım emdim.
O sırada Ali bey de kalktı ve arkama geldi, ben Mustafa beyin yarağını yalarken, belimden tutup beni önünde domalır hale getirdi. Sonra götümün yanaklarını iki elimle ayırmamı istedi. Dediğini yaptım. Mustafa bey de saçlarımı eline dolamış, yarağını ağzıma vermeye devam ediyordu.
Birden göt deliğimde garip bir ıslaklık hissettim. Meğersem Ali bey göt deliğime bir parça kavun koymuş, parmağıyla da kavunu götüme yedirmeye çalışıyordu. Tabi kavun parçasının hepsi götüme girmiyor, birazı göt deliğimin ağzında eziliyor, suyu amıma akıyordu. Ali bey de amımdan yukarı doğru yalayarak göt deliğime geliyor ve ezilen kavun parçalarını yiyor, sonra da göt deliğimi yalıyordu… Bu işlemi birkaç kez yaptıktan sonra,
”Mis gibisin yavrum, amın da götün de harika! Hele bu göte hiç giren olmamış, bakir kalmış burası!” deyince, eyvah şimdi götümü sikecek diye iç geçirdim.
Ama itiraz hakkım yoktu, zaten onların seks kölesi olmuştum, artık geriye dönüş yoktu. Derken göt deliğimde bir yanma hissettim, hemen ardından Ali bey göt deliğimi yalamaya başladı. Bu sefer de göt deliğime biraz rakı döküp yalıyordu.
Bir süre sonra göt deliğim iyice uyuşmuştu artık, nerdeyse götümü parmaklamasını bile hissetmiyordum. Ali bey yarağını yavaş yavaş sokmaya başladı parmaklarıyla alıştırdığı götüme. İlk başlarda çok hafif acı hissettim. Ama sonra yarrağının tamamını götüme köklemesiyle gözlerimden yaşlar geldi. Mustafa bey de yarağını ağzımdan çıkartmış, yarağıyla yüzüme vuruyor,
”Hadi doğru dürüst yala şunu kaltak, daha seninle işim var! Senden iyi bir fahişe çıkacak, eminim buna!” gibi şeyler söylüyordu.
Ali bey fazla geçmeden böğürerek boşaldı götümün derinliklerine, ılık ılık hissediyordum döllerinin içime fışkırmasını. Boşalması bitince yarağını götümden çıkarıp banyoya gitti. Sonra Mustafa bey yere yattı ve yarağını eliyle dik tutarak,
”Ohhh orospu, ağzını sikmek ayrı zevk, amını sikmek ayrı bir zevk veriyor! Orospummm!” diyor, bu kelimeler beni daha da azdırıyor, yarağının üstünde sanki dans ediyordum, kalçalarımı kıvırıyor, içimde yarağını gezdiriyordum.
İçimi büyük bir heyecan kaplıyor, zevkten bacaklarım titriyordu. Evet ikinci kez boşalıyordum ve bunu hisseden Mustafa bey daha hızlı pompalıyordu alttan. Az sonra ikimiz aynı anda boşaldık.
Biraz öyle kaldıktan sonra, beni üstünden kaldırıp,
”Benden bu kadar!” diyen Mustafa bey de banyoya gitti. Bense ter ve döller içinde kalmıştım…
Kanepeye oturup biraz kendime geldikten sonra, kalktım ben de banyoya gittim. Ali bey banyodan çıkmak üzereydi, beni görünce,
”Gel bakalım, madem biz terlettik, biz yıkayalım seni!” dedi.
Duşun altına girdiğimde amımdan ve götümden döller süzülüyor, bacaklarımdan aşağı akıyordu artık. İkisi birden güzelce yıkadı beni, göğüslerimi, amcığımı, götümü bolca köpükleyerek. Sonra kurulanıp içeri girdik, üstümüzü giyindik, masayı toparladık. Saate baktım, nerdeyse 21:00 olmuştu,
”Eyvah, evden merak etmişlerdir beni!” dedim. Ali bey,
”Yok ben kayınpederine söyledim bu akşam geç geleceğini! Merak etme, seni eve kadar bırakacağım!” deyince biraz rahatladım. Mustafa bey,
”Harika bir yaratıksın sen!” dedi ve elime bir miktar para sıkıştırdı, gitti. Parayı çantama koyarken baktım, bir maaşım kadardı! Ali bey,
”Hadi yavrum, biz de çıkalım artık!” dedi, büroyu kapatıp çıktık, arabaya bindik. Arabayı çalıştırmadan cüzdanını çıkarıp, bir o kadar para da o verdi ve
”Bu akşam harika geçti, inan bak hiç pişman olmayacaksın! Al şu parayı, ama hepsini verme kayınpederine! Haa, bir ara seni Cavit’le tanıştıracağım, hafta sonu onunla birlikte olacaksın. Ben gelmeyeceğim, ikiniz olacaksınız sadece, hiç acıma ona, iyice gevşesin, ihale işi var, onu çok memnun et, ihaleyi bize versin daha çok kazanacaksın!” dedi.
”Tamam!” dedim, parayı aldım çantama attım.
Çok sevinmiştim, bir iki saat içinde bu kadar çok para kazanmıştım… Eve geldik. Arabayı park etti. Ben anahtarımla açacakken, Ali bey zili çaldı. Kayınpeder kapıyı açtı,
”Buyurun girin içeri!” deyince, Ali bey,
”Yok yok girmeyim, Hümeyra’yı getirdim, kendi elimle teslim edeyim dedim, sonuçta emanet!” dedi. Ben içeri girdim ve Ali beye,
”Bir yorgunluk kahvesi yapsaydım size, bugün çok çalıştınız, çok yoruldunuz!” dedim. Ali bey güldü,
”Senin bu gelin harika biri, sanki kendisi hiç yorulmadı! Hadi yarın görüşürüz!” dedi gitti.
Ben de odama gittim, paranın az bir kısmını çıkarttım cüzdana koydum, sonra içeri girip,
”Baba, al!” dedim. “Ali bey haftalık fazla mesai parasını peşin verdi.” Kayınpeder parayı görünce öyle bir sevindi ki, hiç sormayın.
”Hafta sonu için tekrar mesai varmış!” dedim.
”Aman olsun kızım, aman olsun… İkimiz iki taraftan borçları kapatırız! Sakın, yapmam etmem deyip Ali Beyi küstürme. Kim verir bu zamanda bu kadar para? Bak iki saatte iyi para almışın!” dedi. Oysa kendime daha çok para kalmıştı.
”Yok baba olur mu, iş olsun yeter ki, yaparım ben!” dedim.
”Yemek yedin mi kızım sen? Hemen bir şeyler hazırlasınlar!” dedi.
”Aç değilim, çok yorgunum, hemen yatayım!” dedim.
”Tamam tamam, hemen yat dinlen!” dedi.
Odama girip çırılçıplak soyundum, yattım. Bacaklarım, amım, götüm, ısıra ısıra emdikleri memelerim sızlıyordu. Ama sekse, sevişmeye öyle doymuştum ki, umurumda bile değildi vücudumun sızlaması… Bugün neler yaşadım diye gözden geçirirken, uyuya kalmışım…
***
Sabah erkenden kalkıp işe gittim. Büroyu havalandırdım, çöpleri çıkarttım. Yarım saat sonra Ali bey geldi büroya,
”Günaydın fıstık!” diyerek götümü avuçlayıp, sabah kahvesini istedi ve direk odasına geçti. Hemen kahvesini yaptım götürdüm. Beni çekti kucağına oturttu ve
”Bir öpücük ver bakayım! Dün çok yordun bizi ya! Seninle çok işimiz var! Hele o götün sabaha kadar gözümün önünden gitmedi!” dedi. Dudaklarımı öptükten sonra göğüslerimi sıktı,
”Hadi biraz emeyim şunları da, işimizi yapalım!” dedi.
Gömleğimin düğmelerini açıp, sütyenimin askılarını indirdim. Memelerimi öptü, kokladı, yaladı ve emdi, sonra da,
”Hadi git şimdi işinin başına!” dedi. Öğlene kadar odasından çıkmadı. Öğlen de,
”Yemeğini sen burda ye, sonra da alışverişe çık, al şu parayı, kendine güzel seksi bir şeyler al, akşamüstü gelirim ben!” deyip, bana AVM’de bir mağaza tavsiye etti.
Öğlen yemeğimi yedikten sonra, büroyu kapatıp AVM’ye gittim. Dediği mağaza çok lüks bir yerdi, çok kaliteli, seksi ve pahalı iç çamaşırları falan satıyordu. Ordan kendime iki takım seksi iç çamaşırı aldım, aynı renklerde topuklu terlik aldım, pahalı bir parfüm aldım, bir de beyaz saten gömlek aldım. Büroya döndüm. Akşamüstü Ali bey geldi.
”Hoş geldin patron!” dedim. Güldü,
”Hoşbulduk fıstık, aldın mı güzel bir şeyler?” deyince, paketleri açıp gösterdim. “Çok güzel, aferin sana, bunları giyince tam bir oruspu olacaksın!” dedi. Ben de gülerek,
”Ama sizin orospunuz!” dedim.
”Hadiii git başımdan, azdırma beni şimdi!” dedi.
Paketleri odama götürdüm dolabıma sakladım, sonra işimi yaptım. Akşam da erkenden beni eve gönderdi,
”Yarın için iyice dinlen, öğlene doğru gel!” dedi.
Ertesi günü öğlene doğru işyerine gittim, açtım büroyu. Normalde Cumartesileri öğlene kadar Ali beyle ‘Fazla mesai!’ yapacaktım hesapta, ama bugün öğleden sonra Cavit beyi memnun edecektim. Tam etrafı temizliğe girişmiştim ki, kapı açıldı Ali bey geldi ve gülerek,
”Hayırdır, ne yapıyorsun?” dedi.
”Ortalığı toparlıyordum, bugün Cavit bey gelecek dedin ya?” dedim. Yine güldü ve
”Bırak şimdi ortalığı, sen kendine bak! Cavit birazdan seni almaya gelecek!” dedi.
”Tamam!” deyip, hemen üstümü başımı düzelttim, makyajımı tazeledim. Hazırdım. Ali bey,
”Yanına dün aldıklarını da al!” dedi. O sırada Ali beyin telefonu çaldı. Konuşup kapadıktan sonra, “Cavit aşağıda seni bekliyor, hadi git! Unutma bak, onu perişan et, tamam mı? İhaleyi bizim almamız lazım, eğer senden memnun kalıp ihaleyi bize verirse, sana çok büyük ikramiye var!” dedi.
”Sen bana bırak, hallederim!” dedim, dudağından öptüm ve seksi iç çamaşırların olduğu paketleri alıp aşağıya indim.
Aşağıda simsiyah, lüks bir Jeep bekliyordu beni. Kapıyı açtım, öne oturdum. Külotuma kadar sıyrılan mini eteğimi düzeltme gereğini bile hissetmedim. Kısa bir tanışma faslından sonra yola çıktık.
”Gölbaşına gidiyoruz!” dedi.
”Tamam!” dedim.
Yolda havadan sudan, ordan burdan konuştuk. Güzelliğimden, Ali ve Mustafa beylerin beni nasıl beğendiklerinden bahsetti. Övgü dolu sözler söylemişler benim hünerlerim için. Sohbet ede ede, göl kenarında güzel bir villaya geldik. Arabayı villanın garajına soktuktan sonra içeri girdik.
Harika bir villaydı. Elindeki poşetleri mutfağa koydu. Bahçeye ufak bir çilingir sofrası hazırladı. Etleri ızgaraya koydu. Ben de yardım ettim. Bu arada Cavit bey de Ali beylerin yaşlarındaydı. Çok güzel seks fıkraları anlatan, samimi, içten biriydi, sevecendi, nazikti. Ayrıca yaşına göre çok karizmatikti.
Izgaradaki etler pişince, oturduk yedik. Sonra sofrayı kaldırdık, içeri girdik. Duvarda kocaman dev ekran bir TV vardı. Ses düzeni harikaydı. Bira, kuruyemiş ve meyve getirdi, sehpanın üstüne koydu. Sonra bir porno film koydu. Evet, sanırım bizim sikiş başlamak üzereydi. Bana,
”Yere oturalım rahatça şöyle, hadi gel!” dedi.
”Önce üstümü değiştireyim…” dedim, paketleri aldım ve giriş kattaki ilk gördüğüm odaya girdim. Üzerimi değiştirdim.
Üstümde şimdi kırmızı dantelli bir beybidoll vardı. Göğüslerim gözüküyor, ucunda kurdele vardı. Altımda yine kırmızı, dantelli tanga külodum vardı. Ayağımda ise topuklu, üstü tüylü bir terlik vardı. Kıyafetim kırmızı rujumla tamamlanmıştı. Saçlarımı açmıştım. Evet, bu halimle tam bir orospuydum.
Salona döndüğümde porno çoktan başlamış, Cavit bey de üstünü çıkartmış, sadece baksırla yerdeki beyaz uzun tüylü peluş halının üzerine oturmuştu. Beni görünce bir ıslık çaldı ve
”Üfff, sen gel bakayım kucağıma otur!” dedi. Cilveli hareketlerle gittim kucağına oturdum. Beni uzun uzun öptü, göğüslerimi öptü, kulak memelerimi emdi,
”Harika kokuyorsun!” dedi.
O benim kulak mememi emerken, ben de onun göğsündeki kılları okşuyor, kılları hafif hafif çekiyordum. Sonra elini bacağıma atıp, bacaklarımı araladı. Ben de bir ayağımı sehpanın üstüne koydum, iyice ayırdım bacaklarımı.
Eli şimdi tangamı kenara çekmiş, amcığımı okşuyordu. Ben de onun baksırını sıyırıp, ayaklarından çıkardım, yarağını aldım elime, sıvazlamaya başladım. Yarağının başı iyice şişmiş, morarmaya başlamıştı.
Dayanamayıp toparlandım, hemen yarağına yumuldum. Yarağının başını yavaş yavaş dudaklarıma sürtüyor, dilimi gezdiriyordum. Bunu yaparken de taşaklarını okuyordum. Yarağını ağzıma alıp emmeye başladığımda, o da kasılıp inlemeye başladı. Keyif aldığı her halinden belliydi. Yarağı ağzımda iyice büyüyordu. Boşalmamak için kendini tutuyordu belli ki. Kısa bir an yarağını ağzımdan çıkarıp,
”Hadi boşal ağzıma, yutayım döllerini, sik ağzımı hadi aşkım!” deyip yeniden soktum ağzıma ve emmeye devam ettim.
Birden gırtlağıma kadar sokup yanardağ gibi patladı. Yutuverdim hepsini. Sonra ağzımdan çıkarıp yarağının başını öptüm ve
”Sen harika bir erkeksin, yarağın çok müthiş, döllerinin tadı da bir başka!” dedim.
Sarıldı bana. Bu söylediklerimi daha önce hiçbir kadından duymamış. Biraz dinlendikten sonra beni yatırdı yere, tanga külodumu çıkardı, gömdü başını amcığıma. Kokluyor, öpüyor, yalıyor, parmaklarını sokup çıkartıyor amıma. Arada bir de baş parmağını götümün deliğinde gezdiriyor, başparmağını götüme sokmaya çalışıyordu.
O böyle yaptıkça ben de zevkin doruklarına çıkıyordum. Sonra yeniden kalkmakta olan yarağını gösterdi ve sırtüstü yattı, beni üstüne ters aldı, 69 olduk. Ben onun yarağını emerken, o da göt deliğime diliyle masaj yapıyordu. İki parmağını amıma sokmuş, sanki parmağıyla kavanozdan bal çıkartıp yalıyormuş gibi, resmen zevk sularımla ıslattığı parmaklarını emiyordu.
Yarağı yeterince sertleşince beni üstünden indirdi, yere yatırdı, yan çevirdi, bacağımı araladı, arkadan amıma soktu yarağını. Gidip geliyordu. Bir taraftan da meme uçlarımı parmaklarıyla kıvırıyordu, ufalıyordu. Harika bir şeydi bu.
Bir süre sonra yarağını amımdan çıkarıp, sırtüstü yattı ve kalkıp yarağına ters oturmamı söyledi. Kalkıp dediği gibi oturdum, yarağını amıma alarak.
”Yavaş, kıracaksın!” dedi.
Kalktım, tekrar aynı pozisyonda, ama bu sefer ağırlığımı vermeden, elimle yarağını tutup yavaş yavaş amıma sokup sokup çıkartmaya başladım. O ise ellerini başının altına kenetlemiş, yarağının amıma giriş çıkışını seyrediyordu.
Sonra isteği üzerine yüzümü ona döndüm. Başladı sırayla memelerimi emmeye, bir taraftan da amıma pompalamaya devam ediyordu. Bu durum beni iyice azdırıyordu. İkimiz de aynı anda boşaldık.
Kan ter içinde kalmıştık. Banyoya gidip güzelce yıkandık. Banyodan çıkınca, o salona gitti, ben de iki dakika müsaade isteyip paketleri bıraktığım odaya gittim. Bu sefer dantelli siyah iç çamaşırı takımı giydim. Üstüme de beyaz saten gömleği giyip, düğmelerini de kapatmadım. Salona gittim.
Yine ıslık çaldı, müthiş olduğumu söyledi. Yanına oturdum. Bana da bira açmıştı. İlk defa bira içecektim. Biralarımızı içtik, biraz çerez, biraz meyve yedik. Biranın tadı rakıdan daha güzel geldi bana.
İlk şişeler bitmişti, ikinci biraları da açtı. Kendimize gelmiştik biraz. Bacaklarımı okşadı. Saten gömleğimi çıkarmadan, dantelli südyenimin üstünden taşan göğüslerimi öptü. Sonra bacaklarımın üstüne yattı ve o halde südyenimden kurtardığı memelerimi emmeye başladı. Ben de yine göğsündeki kılları çekiştiriyordum. Epeyce emdi memelerimi. Göz göze geldik.
”Doydun mu memelerime?” deyince,
”Doymak mümkün mü? Sabaha kadar emsem bu memelerini ve amını, doymam ben!” dedi.
Baktım yarağı yine kalkmıştı, elimi atıp okşadım biraz. Müsaade isteyerek kalktı, çekmecelerin birinden vibratör ve krem aldı geldi. Dört ayak üzerine domalmamı istedi. Domaldım hemen. Vibratörün titreşimini çalıştırıp, amıma soktu. Titreşim amımdan bütün vücuduma yayıldı sanki. Sonra,
”Götüne girmek istiyorum, izin var mı?” diye sordu.
Açtım bacaklarımı iyice. Göt deliğimi epeyce bir yaladı, parmaklarıyla genişletti. Sonra kremi de sürdü göt deliğime ve daha ne olduğunu anlamadan öyle bir soktu ki yarağını götüme, çığlığı bastım. İlk defa Ali bey sikmişti götümü, ama hiç bu kadar acımamıştı.
Cavit bey şimdi götüme yarağını köküne kadar sokup çıkarttıkça, benden elimde olmadan anırır gibi sesler çıkıyordu. Amımda vibratör titreşiyor, götüme de gerçek yarak girip çıkıyordu ve ben zincirleme orgazm olup boşalıyordum. Cavit bey ise parmaklarını ağzıma sokmuş, şuursuzca götümü sikiyordu…
Sonunda o da boşalmış ve yarağı götümün içindeyken üstüme kapaklanmış kalmıştı. İkimiz de burnumuzdan soluyorduk ve yine terden sırılsıklam olmuştuk.
Dizlerimin ağrıdığını söyleyince, yarağını götümden çıkarıp üstümden kalktı. Beni de kaldırdı, gidip yıkandık tekrar. Ama bacaklarım titriyordu. Salona geldiğimizde bana,
”Bitirdin beni aşkım, müthiş bir kadınsın, seni sürekli sikmek isterim, ama bu günlük bu kadar yeterli, hadi giyin de çıkalım!” dedi.
Çok sevinmiştim buna, bir daha sikmek isteseydi dayanamazdım sanırım. O salonda giyinirken, ben de odaya gidip normal kıyafetlerimi giyindim. Salona geldiğimde çantama tomarla para koyarken gördüm. Birbirimize teşekkür edip, öpüştük, villadan çıktık. Arabaya bindik hareket ettik, ama bir süre götümün üstüne oturamadım, çok canım yanıyordu.
Beni büronun önünde indirdi, kendisi devam etti. Ben de iç çamaşırlarımın olduğu paketleri bürodaki dolabıma koyup çıktım. Bir taksiye bindim, eve gittim. Eve girer girmez, görümceme,
”Başım ağrıyor, çok yorgunum!” dedim ve odama gidip yattım.
Kayınpederim evde değildi, muhtemelen kahvehaneye gitmişti. Aradan birkaç saat geçmişti, görümcem geldi uyandırdı,
”Yenge yemek hazır, hadi gel babam çağırıyor!” dedi.
Kalktım, elimi yüzümü yıkadım, yanlarına gittim. Kayınpeder belli ki para istiyordu, fazla mesaiden geldiğimi biliyordu. Hemen çıkartıp geçen günkünden biraz daha fazla para verdim. Kayınpederim,
”Aferin kızım sana, bak isteyince nasıl çalışıyor insan!” dedi ve parayı cebe indirdi.
Kayınpederimin ağzı kulaklarına varıyordu, çalıştığım ve para getirdiğim için çok memnundu. Hoş ben daha çok memnundum bu durumdan. Hem evde oturup sıkılmıyordum, hem bir sürü para biriktiriyordum. Hem de bol bol yarak yiyordum ve erkeksizliğimi gideriyordum.
Evdekiler de beni daha çok seviyorlar ve artık bana ev işleri yaptırmıyorlardı.
Yemekten sonra sofrayı da görümcem topladı, bulaşıkları yıkadı, çay demleyip getirdi, meyva hazırlayıp getirdi. Aslında görümceme de çok üzülüyordum, normalde benim yaptığım evişlerini zavallı kızcağız yapıyordu şimdi.
Yine de keyfime diyecek yoktu, onlarla oturdum biraz TV seyrettim, sonra odama gidip yattım. Ertesi gün Pazar’dı, iş te yoktu, ‘Fazla mesai!’ de yoktu
Adım İlknur, evliyim. Kastamonuluyuz fakat İstanbulda yaşıyor ve çalışıyoruz. Yaz tatiliydi, kocam senelik izindeydi ve Kastamonuya gitti. Ben işe yeni girdiğimden, bana izin vermedikleri için, ben de Pazar günü tekbaşıma otobüse atladım Trakyada çok bilinen bir plaja denize gittim. Mayomu giydim biraz güneşlendim ve denize girdim. Su berrak ve tertemizdi, temiz suyu buldum mu, kurbağa gibi gözler...im açık yüzmeyi severim. Yine böyle yüzüyordum, bayağı açılmıştım. Korkmuyordum çünkü benim yüzdüğüm yerde bir çift daha vardı. Çift birbirlerine çok yakındı, hatta kadın erkeğin kucağındaydı diyebilirim. İlk önce kadının pek yüzme bilmediğini ve erkeğin boynuna sarılarak yüzdüklerini düşündüm.
Yine suya daldım ve gözlerim açık yüzüyorum, birde ne göreyim, kadın erkeğin beline ayaklarını dolamış, kadının bikinisinin üst kısmı var fakat altı çıplak, erkeğin de altında mayo yok. Erkek alttan kadının amcığına yarrağını sokmuş, suyun içinde habire pompalıyor. Ne yalan söyleyeyim bu manzara çok hoşuma gitti, belki de yarım saat kadar, kısa aralıklarla bunları dikizledim. Belki de bir hafta oluyor yarak yememişim, canım yarak istedi, ama nasıl olacaktı. Birbirimize bakıp gülüşüyorduk, anlamışlardı onların sikiştiklerini farkettiğimi. Bir süre sonra samimiyetimiz ilerledi, tanıştık (Zeynep ve Muzafferle). Birlikte denizden çıktık, plajda uzandık, sohbet ettik . Gariban insanlara benziyorlardı, fakat konuşmalarından anladığım kadarıyla çok medeni ve açık fikirliydiler. Evli değillermiş, birbirlerini dost tutmuşlar, sikişecek yer bulamadıkları için deniz içinde sikişiyorlarmış...
Zeynep bana sordu, “Hiç denizin içinde sikiştin mi?” diye. Ben de nasıl oldu anlamadım, gülerek şakasına, “Yok yapmadım, ama izin verirsen Muzafferle denemek isterim!” dedim. Zeynep de, “Bana uyar, zaten kocam değil dost takılıyoruz, bugün varız yarın yokuz, Muzaffer de isterse sikişebilirsiniz!” demesin mi. Muzafferin canına minnet tabii, gülerek, “Ohhh, sikilecek amcık birken iki oldu!” dedi. Elimden tutup beni kaldırdı ve hemen denize girdik. Biraz açıldık ve elleşmeye başladık. Ben Muzafferin yarrağını mayosundan dışarı çıkardım okşamaya başladım. O da benim mayomu kenara sıyırıp amcığımı ellemeye başladı. Deniz içinde o zevki anlatamam. Amcığım zaten ıslak ve yarak yemeye hazır, ben hemen bir bacağımı yukarıya kaldırdım, Muzaffer de hemem yarağını amcığıma soktu. Kocamla çok sikiş yaptım, hertürlü sikiştim, fakat böyle bir zevk tatmadım. Muzafferin yarak benim amcığımda, benim kollarım onun boynunda ve dudaklarınız birbirine kenetlenmiş bir durumda, sanki denizde değil de, zevk deryasında yüzüyorum...
Böyle yarım saate yakın sikiştikten sonra, Muzafferin boynunda, sarsıla sarsıla boşaldım. Tabii Muzaffer durur mu, o da içime boşaldı. Ben korunduğum için problem yoktu. Sikişimiz bitti, denizden çıktık, tekrar plaja Zeynebin yanına geldik. Zeynep, “Eee, merakını giderdin mi? Nasıl, güzel oluyormuymş?” dedi. “Evet harikaydı!” dedim. Zeynep de, “Şu dünya ne garip, biz sikişmek için yer bulamıyoruz, denizde sikişmeye çalışıyoruz, sen gelip bana ortak oluyorsun. Kocanla evinde sikişemiyormusun be kadın?” dedi. Zeynebin bu sözleri beni çok etkilemişti, ben niye böyle bir şeyi hem de hiç tanımadığım bir erkekle yapmıştım diye düşündüm birden. Bildiğim tek şey, o yarrağı o amcığın içinde görünce, benim amcık ta yarrak istedi. O anda koca memlekette siktirecek başka kimse yoktu, kime siktirecektim, muhabbeti geçince ben de Muzaffere siktirmiştim. Durumlarına üzülmüştüm, “Sizi bize davet etsem, evde istediğiniz gibi sikişirsiniz.” dedim.
Zeynep de, “Niçin ‘sikişirsiniz’ diyorsun da, ‘sikişiriz’ demiyorsun?” dedi. Zeynep öyle deyince benim amcık yine karıncalaşmaya başladı, “Siz sikişirsiniz, birbirinize doyarsınız, sonra bana sıra gelirse, ben de sikişirim!” dedim. Bu teklifime en çok Muzaffer sevinmişti, “Ben tarihe bir bakayım, yoksa bu gün benim doğum günüm mü?” diye bir espiri yaptı. “Ben bir tane amcığı nerde ve nasıl sikeceğim derken, iki tane amcık oldu sikeceğim, hemde evde kimseye yakalanma korkusu olmadan. Kendimi tavukların üzerinden inmeyecek bir Horoz gibi hissediyorum!” diye espiri üstüne espiri yapıyor, “Ohh şansa bak be, ne güzel, ister am üstünde am, ister göt sikerim!” diyordu.
Bunlarla muhabbeti iyice sikişmeye döktük. Akşama kadar denizde hem yüzdük hem sikiştik. Tabii evde yapacağımız sikişleri düşündükce denizdeki sikişler fazla zevk vermez oldu. Yazık, Muzafferin kötü bir Hacı Murat arabası varmış, akşam atladık arabasına ve benim eve vardık. İlk işimiz sırayla duşa girmek oldu. Zeyneple akşam yemeğini hazırladık. Bu arada bizim Horoza da bol bol, kuru üzüm, ceviz, fındık fıstık içi falan veriyoruz. Anlıyacağınız bizim sikiciyi hem besledik hem biraz dinlendirdik. Neyse yemeğimizi yedik, Biralarımızı aldık salona geçtik. Evde istediğin türde Pornofilm var, kocamla bazen Pornofilm seyreder ve sonra sikişiriz. Açtık bir Grupseks filmi, Muzafferi aramıza aldık, büyük koltuğa oturduk. Muzaffere ellemek için iki tane amcık var, fakat biz bir tane yarakla yetinmeye çalışıyoruz. Sonra üçümüzde anadan doğma soyunduk, başladık sevişmeye... Kendimizi sevişmeye öyle bir kaptırmıştık ki, kapının zili çalıyor kimse duymuyordu. Zeynep birden irkildi, “Kapı çalıyor gız İlknur, basıldık mı yoksa?” dedi. Hemen bornozumu giydim kapıya gittim. Kapının dürbününden baktığımda, gelen bizim zilli Nurtendi, yani komşumuz. Nurtenle her şeyimi paylaşırım. O da benim gibi tam seks manyağı bir kadın. Hatta bir keresinde, kocalarımızı değişelim mi diye çok düşünmüştük, ama bunu bir türlü gerçekleştirmemiştik, kocalarımız bu fikre ne der diye teredütte idik. Neyse ben kapıyı açtım, Nurteni içeri aldım ve “Kız Nurten, çok şanslısın Orospu!” dedim. Nurten hemen, “Ne oldu kız zilli”? dedi. “Müthiş bir gün yaşıyorum!” diyerek, olayı kısaca özetledim ve bize katılmasını istedim. Nurten, “Ben sadece senle eve gelen misafirlerini gördüğüm için, kim diye merak ettim, iki dakika onu sormaya gelmiştim. Tamam katılayım da, benim adam bugün evde ve tüm azgınlığı üstünde, eli sikinde beni bekliyor, onu ne yapacağız?” dedi.
“Öyle mi? Sen bu işi bana bırak!” dedim, hemen 3G’li telefonumu aldım ve Nurten'in kocasını aradım. Kısa bir, ‘Ne haber, ne var, ne yok’ tan sonra, bornozumu açtım ve telefonun kamerasını amcığıma tutup, direk, “Bunu sikmek ister misin?” dedim. Nurten'in kocası hemen, “Şaka mı bu?” dedi. Ben de “Şaka olsa sana gösterir miyim? Bak Nurten de bur da, o da gelip beni sikmeni istiyor!” dedim. Nurten'i de görünce, “Tamam amcıklar, yarak zaten kalkık, hemen geliyorum sizi sikmeye!” dedi. Ama evdeki diğer sürprizlerden haberi yoktu. Tabi o gelene kadar Nurten de soyundu, üç tane amcık ve bir tane yarak olduk, birbirimizi elliyoruz, sevişiyoruz. 10 dakika sonra Nurten'in kocası da geldi, manzarayı görünce şaşırdı tabii. Şimdi olduk mu üç amcık ve iki kalkmış yarak...
Nurten'in kocasının geçirdiği şaşkınlıktan sonra, kısa bir tanıştırma faslı yaptım, sonra o da aramıza katıldı. Kimin eli kimin amcığında, ve de kimin eli kimin sikinde belli değil, sevişiyoruz, sikişiyoruz, herkes halinden memnun. Nurten'in kocası en çok benimle ilgileniyor, beni sikiyordu. Bu arada Nurten de değişik bir yarak yemenin tadını çıkarıyordu. Zeynep boşta kalınca, “Bana yarak yok mu yaa? Siz komşusunuz nasılsa, birbirinizi çok sikersiniz! Ben misafirim!” dedi. Zeynep haklıydı. Hemen Nurten'in kocasını Zeynep'in emrine verdik, Nurten'le ben de Muzafferle sikişmeye başladık...
Denizde Zeynep ve Muzafferle başlayan seks macerası, benim evde, Nurten ve kocasının da katılmasıyla, Beşli olarak, güzel bir finalle bitti, amlarımız götlerimiz bir güzel sikildi. Geç vakitte Zeynep ve Muzaffer gittikten sonra, Nurten, kocası ve ben, üçlü olarak sikişmeye devam ettik.
Slm arkadaşlar. Anlatacaklarım Almanyada yaşayan benim gibilerine örnek olsun. Kocamla Türkiyede tanıştık ve evlendik. Beni buraya o getirdi. Evleneli 9 yıl olmuştu. Her geçen gün kocam benden uzaklaşıyor ve artık beni gözü görmüyordu. Kocamın beni yok gibi saymasına çok içerliyordum, ama elimden birşey gelmiyordu. Bir gün yataktaydık ve kocama, “Ne olur söyle, neden böyle olduk? Bir hata mı yapıyorum sana karşı?” falan derken, kocam ağzındaki baklayı çıkarmıştı. Benim sexte onu tatmin edemediğimi, kendisinin çılgınca şeyler istediğini ve benim çok kapalı ve tutucu olduğumu anlattı. Benim kafamın halen Türkiyede olduğunu, oysa kendisinin düşüncelerde başka bir dünyada yaşadığını uzun uzun anlatmıştı. Ben de, “Ne yapabilirim kocacım? Ben de böyle olmak istemiyorum. Sen benim kocamsın, ne yapmamı istiyorsan söyle ben yapayım.” dedim.
Bunun üzerine kocam, “Senin azgın bir kadın olmanı istiyorum, beni etkilemeni istiyorum, fantazilerini anlatmanı istiyorum, yatakta (sikişli, amlı, yaraklı) konuşmanı istiyorum, yeni heyecanlar istiyorum!” dedi. Kocama, “Ne anlatmamı istersin kocacım?” dedim. Kocam da, “Mesela rüyanda veya hayallerinde hiç mi başka bir erkekle sikişmedin, onu anlat!” dedi. “Tamam aşkım, anlatayım.” dedim. Oysa hiç öyle şeyler yapamamıştım, ama kocamı etkilemek istiyordum, yapmışım gibi anlatmaya başladım: “Alman komşumuz sen işteyken evimize geldi. Yakışıklı adamdı. Yeni banyo yapmıştım, bornozla kapıyı açtım, adamı içeri aldım. Karşısına oturup bornozu açtım, altımda hiçbirşey yoktu. Adam amımı görünce siki kalktı, kocaman oldu. Dizlerimin üzerinde sürünerek, adamın önüne gittim, sikini çıkarıp ağzıma aldım yaladım.” deyip, yavaşca kocamın sikine doğru eğildim ve yalamaya başladım. Hem kocamın sikini yalıyor, hem fantazi anlatıyordum.
Kocam da, siki de çıldırmış gibiydi, gözlerini kapatmış, “Karıcım devam et, evet, işte böyle, devam!” diyordu. “Onu bu yatağa getirdim. Hemen soyunduk, sonra adam kalın yarrağını amıma yerleştirip çılgın gibi sikmeye başladı. Beni evire çevire siktikçe ben zevkten inliyordum.” diye anlatırken, kocam beni deli gibi sikmeye başladı. Hemde nasıl sikiyor, terden sırıl sıklam olmuş, kuduruk bir halde beni sikiyordu, delirmiş gibiydi. Ben de bu delice sikişin tadını alıyordum, kocam uzun zamandır beni böyle istekli sikmemişti. Kocam sonunda içime patlarcasına boşaldı ve yanıma uzandı. “Harikasın karıcığım, muhteşemsin!” diyerek boynumu, boğazımı öpüp kokluyordu. Sanki yeni evlendiğimiz zamanki gibiydik. “Karıcım yeni heyecanlara ihtiyacımız var, bak nasıl kendimizden geçtik, işte böyle olalım.” diyordu durmadan. Anlattıklarıma kendim de şaşırmıştım, fakat kocamın beni sikişi ve iltifatları çok hoşuma gitmişti.
Kocam ertesi akşam, “Hadi bir çılgınlık yapalım, telefonda rastgele birini arayalım, erkek çıkarsa sen onla telefonda sex yapacaksın, ben de seni (o adam sikiyormuşcasına) sikecem.” dedi. “Tamam.” dedim. Hemen aradık rastgele birisini. Alman bir erkek çıktı. Adam telefonda daha, “Halo.” deyince, ben adama direkt, “Beni telefonda boşaltırmısın?” dedim. Adam şaşırmıştı. “Lütfen, telefonda sex istiyorum!” dedim. Adam dünden razıydı. Başladık konuşmaya, adam telefonda ne diyorsa kocam bana aynısını yapıyordu. Almana, “Amımı yalamanı, dilini amıma sokmanı istiyorum, hadi dilini sok canım…” falan diye konuşuyordum, kocam da kuduruklar gibi amımı yalıyordu. Üstümden utanmayı her dakika daha da atıp, telefondaki Almana, “Beni kocamın yanında domaltıp sikmeni istiyorum!” deyiverdim. Kocam beni domalttığı gibi, arkadan amıma sokup deli gibi sikmeye başladı. Telefondaki Alman’ın boşalmasıyla, kocam da kendinden geçercesine boşaldı…
Sevişmelerimiz bir müddet böyle devam etti. Yine azdığımız bir gün, kocam, “İstermisin seni bir başkası gerçekten siksin, ben de seyredeyim?” deyince, “Sen istiyorsan, evet, istiyorum kocacım.” deyivermiştim. Kocam bu kararımı sevinçle karşıladı ve bana karşı davranışları olumlu yönde değişmişti. Artık kocam evde benle ilgileniyor ve her dediğimi yapıyordu. Bense çok değişmeye başlamıştım, kendime olan güvenim geliyordu. Daha dekolte elbiseler, seksi iç çamaşırlar giyiyordum. Saçlarım, makyajım değişiyor ve kadın gibi kadın oluyordum.
Kocam o günden sonra internetten beni sikecek erkek aramaya başladı. Bir akşam bana, “Gelirmisin canım, bak online bir Alman çift var, onlarla tanışalım.” dedi. Alman çiftle karşılıklı Webcamları açtık ve birbirimizi tanıttık. Onlar daha önce bu tür ilişki yaşamışlar. Webcamda karşılıklı soyunduk, sanal seks falan yaptık. Önce Alman, karısını sikerken Webcamda bize izlettirdi, ardından da kocam beni sikti, Alman çift izledi. Muhabbeti iyice ilerlettik ve bu Alman çiftle buluşmaya karar verdik. Bizi evlerine davet ettiler, kabul ettik, haftasonu için randevüleştik.
Haftasonu olmuştu. Alman çiftin yaşadığı şehre gittiğimizde heyacan son noktada idi. Evlerine yaklaştıkça, hem kocam, hemde ben titiriyorduk. Zili çaldığımızda mükemmel bir şekilde karşılandık. Kadın bana sakin olmamı, ilk defasında kendisinin de böyle heyecanlı olduğunu anlatıyordu. Yemek yedik, birer kadeh şarap içtik. Sonra kadın bana, “İstersen alışman için ilkinde ayrı ayrı odalarda yapalım.” deyince, “Sen bilirsin.” dedim. Kadın oturduğu yerden kalktı, “Evet beyler, artık işimize bakalım.” dedi. Kocası da gülümseyerek, “Evet, değişik zevkler yaşama zamanı geldi.” diyerek karısını öptü ve kocama, “Evet, dostum, karımı sana teslim ediyorum. Artık senin karın sayılır, onu mutlu et!” diye kocama sundu. Kocam ve ben kıpkırmızı olmuştuk. Kadın hemen kocamı kaldırıp elinden tuttu, “Hadi aşkım, öbür odaya geçelim.” dedi ve yan odaya götürdü.
Ben adamla yalnız kalınca titriyordum halen. Adam çok kibar davranıyordu bana, “Lütfen sakin ol. Eğer istemiyorsan yapmayız, yeterki sakin ol.” diyerek yanıma oturdu. Konuşuyorduk ve şaraplarımızı yudumluyorduk. Öbür odadan karısının inlemeleri duyulmaya başladığında, adam bana gülümseyerek, “Gel.” dedi ve koridora çağırdı. Yanına gittiğimde, kapı aralığından karısını ve kocamı gösterdi. Çırıl çıplak soyunmuşlar, kocam Alman kadının amını yalıyordu. Kadın kendinden geçmiş şekilde inlerken deli gibiydi. Ben bakarken adamın arkamdan yavaşca bana sarıldığını hissettim. “Şu an kocan ve karım sikişin ön hazırlığındalar, ben de seni istiyorum, bak çekinecek birşey yok!” diye yavaşca beni kulaklarımdan öpüyordu. Kızarmam artmış, fakat ‘yok, yapma’ demiyordum. Adamla tekrar salona geçtiğimizde, aklım kocamla kadının biraz sonra sikişecek olmalarıyla meşguldü.
Salonun ortasında, adam bana arkamdan sarılmış, yavaşca elini önüme, amıma atmıştı. İlk defa kocam dışında bir başka erkeğin eli amımdaydı. Önce eteğimin üzerinden okşadı biraz, sonra elini külodumun içine soktu. Zaten nemli olan amım iyice ıslanınca, dayanamadım birden döndüm ve adamın dudaklarına yapıştım. Artık iyice azmıştım. Adam dudaklarımı koparırcasına beni yatakodasına götürdü. Önce beni soydu, sonra kendi soyundu ve beni yatağa uzattı. Her tarafımı öpüp yalamaya başladı. Dudakları amımı yalarken, sadece onun usta bir sikici olduğunu düşünüyordum, kendimi bırakmıştım. Adam amımı yalayarak beni boşalttıktan sonra, beni ters çevirdi ve götümü yalamaya başladı. Kocam da bazen götümü yalardı, fakat göt deliğimi bu kadar uzun yalandığını hatırlamıyorum. Götümün yalanmasından müthiş zevk alıyordum. Birden pozisyon değiştirdik, 69 olduk. Tüm iştahımla o kocaman yarağı yalıyordum. Adam zevkten inliyor, “Süper, bravo!” diye beni motive ediyordu…
Derken beni sırtüstü çevirip bacaklarımı ayırdı ve yavaş yavaş yarrağını amıma sokmaya başladı. O uzun ve kalın yarak amıma girdikçe beni delirtiyordu. Ne yalan söyleyim, siki kocamınkinden daha iyidi ve ustaca sikiyordu. Amıma yüklendikce ben kendimden geçiyordum, gözlerim kapanmış, orgazmdan orgazma sürükleniyordum. Gözümü bir ara açmıştım ki, kocam ve kadın yanımızdalardı, sarmaş dolaş, gülümseyerek bize bakıyorlardı. Adam kocamdan ve karısından çekinmeden, halen deli gibi sikiyordu beni. Kadın yanıma diz çöktü, üzerime eğildi ve gözümün içine bakaraktan beni dudaklarımdan öpmeye başladı. İlk defa bir kadınla öpüşüyor olmama rağmen, çılgınca öpüşüyorduk. Kocam da kadının arkasına geçti ve kadını sikmeye başladı. Beni siken adam hızlanmıştı iyice, “Jaaa, ich komme!” diye bağırarak, sikini amımdan çıkardı ve memelerime boşaldı. Kocama dönerek, “Süper karın var, müthiş sikişiyor!” dedi. Kocam, “Senin karın da süper sikişiyor!” dedi ve çok geçmeden kocam da kadının sırtına boşaldı…
Ardından banyoya girdik temizlendik. O gün sabaha kadar, çeşitli pozisyonlarda sikiştik, kocamın fantazisi gerçekleşmiş, ben de başka bir erkekle sikişin tadını almıştım. İleriki zamanlarda kocamın daha renkli, daha değişik fantazileri oldu, hepsini gerçekleştirdik. Kocamın fantazileri sayesinde seks hayatımız artık monoton ve sıkıcı geçmiyor. Kocam bana yeniden aşık oldu! Kocama minnettarım ve buradan teşekkür etmek istiyorum: “Sağol kocacım! Bana başka zevkler tattırdığın için teşekkür ederim aşkım!”
Slm adım Eser, 32 yaşındayım. Karım 28 yaşında, esmer ve zayıf biri. 3 aylık evliyim. Ispartanın köylerinden birinde kaynanamla beraber yaşıyoruz. Yani anlayacağınız İçgüvesiyim. Kaynanam 55 yaşında, fakat 40 yaşlarında gösteren, kumral, kapalı bir kadın. Kızını benimle evlendirirken borçlanmış, ödeyebilmek için Antalya’ya gidip çalışmayı düşünüyordu. Kaynanam bağ bahçe işleriyle meşgul, maddi durumu pek iyi sayılmazdı. Kayınbabamı 2 yıl önce kaybettikten sonra dahada zorlanmaya başlamıştık. Evlendiğimde karım duldu, görücü usülü ile evlenmiştik. Hiç sormadım, ama geçmişi de pek iyi sayılmazdı, eski kocası onu satmış diye söylentiler vardı.
Elma toplama zamanı gelmiş, yakın ilçedeki Elma bahçelerinde çalışacak adam aranıyordu. Kaynanam, “Üçümüz gidelim, para kazanırız.” deyince, “Olur.” dedim. Karım pek memnun olmasa da kabul etti. Elma bahçesinin sahibi köye kadar araç yollayıp, o araçla gidecektik. Pazar günü köyden 40 kişiyle, 2 ayrı arabada 20’şer iki grupla Elma bahçesine vardık. Bahçe sahibi Halil diye, 50 yaşlarında, iri yarı, göbekli, kaba sesli biriydi. Yapılması gerekenleri anlatıp, kahvaltı yerini gösterdi. Kahvaltı yaparken isimlerimizi yazıp bahçeye gittik.
Üçer kişilik ekipler halinde, birer ağaca başladık. Kaynanam ve karım alttaki dallardan toplalarken, ben merdivenle uçlara çıkıp topluyordum. Bahçe sahibi sürekli etrafımızda gezinip kontrol ediyor, bizimköylü Cemal amcaya bizi gösterip, bizim hakkımızda birşeyler soruyor, o da elini ağzına tutmuş anlatıyordu. Halil yanımıza gelip, kaynanama bakıp duruyor, ne kadar zengin olduğundan, karısının yıllar önce öldüğünden, yanlızlığın bir erkek için zor olduğundan bahsedip, sohbet etmek istiyordu. Kaynanam da, ben varım diye olsa gerek, pek konuşmuyordu. Öğleye doğru kaynanam karıma, “Uzaklaşalım da su dökecem, benimle gel.” dedi ve uzaklaştılar. Ben de ağaçtan onlara bakıyordum. Hemen arkalarından bahçe sahibi de yavaş adımlarla gidince, şüphelenip ağaçtan inerek, ben de peşlerinden gittim. Halil ilerde çökmüş, saklanır gibi, bir yere bakıyordu. Derken ayağa kalktı. Kaynanam ve karımı gördüm, geliyorlardı. Halil önlerine geçerek, kaynanama, “Bak sen de dulsun, ben de. Seni beğendim, ne dersin, bir kere verirsen sana 10 yövmiye veririm!” dedi.
Kaynanam da, “Manyakmısın sen be adam? Kızımın yanında olmaz!” dedi. Halil, “İstersen kızına da 10 yövmiye veririm, tazecikmiş. Ben birşeyi istedim mi alırım, zorla dersen o da olur!” dedi. Kaynanam, “Damadım merak eder, biz senin bildiğin kadınlardan değiliz, çekil de çalışalım!” dedi. Halil de, “Öyle olsun! Ben yapcağımı bilirim!” diyerek gitti. Ben tekrar ağaca döndüm. Arkamdan kaynanamla karım geldiler, aralarında konuşarak çalışmaya başladılar. Karım kısık sesle, “Yarın gelmeyelim, ben tanıyorum bu tipleri!” dedi. Kaynanam da, “Ben rahmetliye söz verdim, istesem de yapamam!” dedi. Karım, “Adam inatçıya benziyor, bir fenalık yapmasın?” dedi. Kaynanam da, “Korkma, kaba gürültü hepsi, herkesin içinde birşey yapcak hali yok ya! Senetler olmasa bir dakika durmazdım. Aman yine de dikkat et, Eser duymasın!” dedi.
Derken öğlen oldu. Yemek yedik. Halil Cemal ile birşeyler konuştuktan sonra, kaynanama ve karıma, “Siz içerde diğer kadınlarla elma seçin!” dedi. Bana da, “Sen de yine ağaçta, başkasıyla çalış!” dedi. “Olmaz!” desem de, “O zaman hepiniz bırakın gidin!” dedi. Mecburen kabul ettik. Ben ağaca, kaynanamla karım da ilerde, büyük, eski saç kaplama barakaya, elma seçmeye gittiler. Yarım saat sonra Halil de gitti barakaya. Aradan 10 dakika geçmeden Cemal de barakaya girdi. Ben şüphelenmeye başladım, ama kötü birşey olmasına da ihtimal vermiyordum.
İstirahat molası verilmesiyle, ben hemen barakaya arkadan yaklaştım. İçerden hıçkırık, ağlama ve ‘Şap, şap, şap!’ sesleri gelince, ‘Ne oluyor?’ diye, barakadaki bir delikten baktım. Gördüklerim karşısında şok oldum! İçerde sadece 2 kadın vardı, kaynanam ve karım. İkisinin de ağlamaktan gözleri şişmiş bir haldeydiler. Halil kaynanamı, Cemal de karımı, elma kasalarının üstünde domaltmışlar, hem sikiyorlardı, hem de ellerinde Cameralı Ceptelefonlarıyla kaydediyorlardı! Öylece dondum kaldım, kıpırdayamıyordum. Kan beynime sıçramıştı, içeriye dalıp ikisini de öldürmeyi düşünüyordum. Tam o esnada arkamda birisinin olduğunu hissettim. Dönüp bakacaktım kim diye, ağzıma elini kapayarak, boğazıma bıçağı dayadı ve “Şşşşşt, sesini çıkarma!” dedi. Bu Halilin oğlu Musa idi. “Sesini çıkarırsan keserim! Babam sanırım içerde kaynananı sikiyor?” diyerek delikten baktı ve “Ooooo, Cemal de karını sikiyormuş ya!” dedi. Halilin oğlu delikten bakarken ben sadece içerde geçen konuşmaları duyabiliyordum. Halil Cemale 2 yövmiye sözü verip, “Sana, zorla da olsa sikerim dedim, değil mi!” diyordu. Pezevenk Cemal de, “Sağolasın! Nasıl, dediğim kadar varmış değil mi? İstersen değişelim, birde bunun tadına bak!” dedi. Halil de, “İdare eder, şu oruspuyu bir dölleyim de, bakarız…” dedi. Cemal, “Aman sakatlık olmasın, ben dışına akıtacam!” dedi ve hayvan gibi böğürmeye başladı, Pezevenk galiba boşalmak üzereydi…
Musa elini sikime atıp yokladıktan sonra, “Bak bak, sizinköylü Cemalin yarak seninkinden nekadar büyük!” diyerek kafamı deliğe yanaştırdı. Delikten baktığımda, Pezevenk Cemal karımın götünün üstüne boşalmış, yarağını karımın şalvarına siliyordu. Pantolonunu çekip toparlanırken, karım da kendini yere attı. Halil ise halen kaynanamı sikiyordu. Kaynanam, “Yeter artık, damadım gelir belki!” dedi. Halil de, “Gelirse gelsin!” diyerek ve hayvan gibi hırlayarak kaynanamın üstüne abandı kaldı. Az bekleyip, “Cemal sen dışarda bekle, kimse gelmesin!” dedi ve toparlandı. Kaynanama da elindeki Ceptelefonunu gösterekek, “Artık yarın devam ederiz, yoksa bu görüntüleri herkes görür! Yarın gelirken ikiniz de uzun etek giyin gelin, altınızda birşey olmasın, amınızda kıl dahi olmasın! Şimdi gidin çalışın!” dedi ve çıktı.
Musa da bana, “Babam her sene bir karıyı siker ve bol para verir siktiği karıya, şanslısın, kaynanan zengin olacak!” dedi. Ben şaşkın haldeydim, ne düşüneceğimi, ne yapacağımı bilmiyordum. Musa elini ağzımdan çekip, kolumdan sürükleyerek tehna bir yere doğru yürüdük. Bana elindeki bıçağı göstererek, “Eee, ne yapmayı düşünüyorsun?” dedi. Ben de, “Hepinizi öldürecem!” dedim. Musa da, “Öldürecen ha? Geçen sene babam yine aynı yerde 30 yaşlarında bir kadını zorla bağırta bağırta sikti. Kadın gitmiş kocasına anlatmış. Ertesi gün kocası geldi, o da senin gibi hepimizi öldürecekti güya, daha elini kaldıramadan kafasına odunu yedi. Kendine geldiğinde, elleri bağlı bir şekilde, karısının sikildiği yerde babam onu götünden sikiyordu. Karısı da karşısında ağlayarak kocasının sikilmesini seyretti. Babamdan sonra, bizim elemanlarla, 8-10 kişi daha siktik adamı, götünü boruya çevirdik! Adam sonra karısıyla birlikte memleketi terketti. Yani diyeceğim şu: Öyle, asarım keserim diye düşünmeyeceksin, görmezlikten geleceksin. Hem para sıkıntınız da olmaz!” dedi ve elime 100 Lira sıkıştırdı, “Yoksa seni de kaynananın ve karının önünde sikeriz, ibne yaparız! Hadi şimdi git işinin başına!” diyerek gitti.
Sersem gibi olmuştum, nasıl çalıştığımı bilemez halde akşam oldu. Arabaya binerken kaynanamın ve karımın yüzleri kıpkırmızı, kafaları öndeydi. Pezevenk Cemal de bizimle aynı arabadaydı ve pis pis sırıtıyordu. Eve geldiğimizde kimseden çıt çıkmıyordu. Dışarı çıkıp, bira almak için bakkala gittiğimde, Pezevenk Cemal da oradaydı. Birer bira alıp çıktık, tepede oturduk epeyce konuştuk. Cemal bana, “Bak bana kızma, belki bilmiyorsun ama, karını senle evlenmeden önce de çok siktim. 50 Liraya sikiyordum hep, gerçi bu sefer bedava oldu ama, neyse. Bak iyi dinle beni, bunlar belalı, sakat birşey yapmaya kalkışma, bırak sıkılıncaya kadar siksinler!” dedi. Gece 11 gibi eve döndüğümde ışıklar sönüktü, kaynanam salonda uyuyordu. Yatakodamıza gittim, karım da uyumuştu. Banyo yapmış, saçları mis gibi kokuyordu. Yattım, ama uyuyamadım. Karım sayıklıyordu, “Cemal yapma! Annemin yanında olmaz!” sayıklamaları ile sabahı etmiştim.
Sabah evden çıkarken, kaynanamla karım, Halil’in istediği gibi uzun etekler giymişlerdi. Bahçeye vardık, kahvaltımızı ettik. Cemal bizi araçla, gözden uzakta ayrı bir bahçeye götürdü. Ağaçları yüksekti ve seyrek elmalar vardı. Musa yanımıza gelip, “Siz ilerdeki barakada elma seçin, Eser de kasa çekecek!” deyip, kaynanamı ve karımı barakaya yolladı. Sonra kolumdan tutarak, birlikte barakanın arka tarafına yürüdük. Arka taraftaki küçük pencereden çaktırmadan içeriye bakmamı ve olan biteni sessizce seyretmemi istedi. Kaynanam ve karım boş kasaların üstüne oturup beklerken, içeri Halil girdi. Musa bana, “Bekle ve gör şimdi!” dedi.
Kaynanam, “Elmalar nerede? Çalışmaycakmıyız?” diye sordu. Halil de, “Merak etme çalışacaksınız, ama başka şekilde!” deyip, karımın eteğini beline kadar sıvadı, “Aferin, tertemiz olmuş!” dedi. Birer tane Hap verdi, “Alın şunları yutun!” dedi. Ben Musaya sordum, “Ne Hapı o?” diye. Musa da, “Boşver ne Hapı olduğunu, o hapı yutunca kaynanan sana bile verir, inan bana!” dedi. Kaynanamla karım Hapları yuttular. Çok geçmeden Hap etkisini gösterdi herhalde ki, Halil kaynanama, yere hasırın üstüne sırtüstü uzanmasını ve eteğini beline kadar sıvayıp, bacaklarını açmasını söyledi. Kaynanam ruh gibiydi, söyleneni hiç itirazsız aynen yaptı. Karıma da kaynanamın bacak arasına doğru domalmasını söyledi. Bunlar olurken Musa da yanımda sikini çıkarmış sıvazlıyordu. Karım kaynanamın bacak arasına domalınca, Halil de karımın arkasına geçip eteğini beline sıvayıp, götüne bir iki tokat atıp, parmakladı. Halil sonra da kendi pantolonunu ve külodunu çıkardı. Halilin yarak ta kocaman, kalın ve damarlı birşeydi. Halil yarrağını karımın amına ve götüne sürterken, kaynanam da kafasını sağa sola sallayıp inliyordu…
Halil, “Çok karı siktim bu güne kadar, ama sizin gibisini görmedim! Ananı dün dölledim, bugün de seni dölleyecem Orospu!” deyip, yarağını karımın amına sert bir şekilde, tek hamlede soktu ve pompalamaya başladı. Musa kolumdan tutarak, “Hadi içeri gidelim de yakından bakalım!” dedi. Ben hemen, “Olmaz!” dedim. “Sen bilirsin…” deyip beni orada bırakıp gitti içeriye. Artık daha fazla bakamadım ve olduğum yere oturdum. Bakmıyordum, ama kaynanamın ve karımın barakada çınlayan zevk çığlıklarını duyabiliyordum. Bir süre sonra o zevk çığlıkları hafifledi. Sesler iyice kesilince, Halil bana seslendi, “Eser içeriye gel! Gel bak, karı nasıl sikilirmiş, nasıl döllenirmiş!” diye. Zar zor kalkıp içeri gittim. Kaynanam dörtayak üzerine domalmış bir vaziyette Musa’nın sikini yalarken, karım yere yüz üstü uzanmış, “Harikaydı…” diye mırıldanıyor, amından Halil’in dölleri akıyordu. Halil de kasanın üstüne oturmuş, bir sigara yakmış, sikini mendille temizlemeye çalışıyordu. Ben resmen şoktaydım.
Halil beni görünce, cebinden bir tomar para çıkarıp önüme attı ve “Artık çalışmanıza gerek yok, size bakarım. Fakat, sikim kalktıkça, hem kaynananı, hem de karını sikecem. Oğlum da sikecek! Haberin olsun!” dedi. Musa kaynanamı sırtüstü yatırdı, bacaklarını ayırdı ve amına sokup sikmeye başladı. Bir ara kaynanamla göz göze geldik, kaynanam (Hapın da etkisiyle) zevkten uçmuş bir halde, Musayı kendine çekiyor, bacaklarını havaya kaldırıp Musa’nın amına girmesine yardım ediyordu. Kaynanamı o vaziyette görünce, nedense sikim taş gibi olmuştu. Karım da bu dünyada değildi sanki, domalıp, “Ben doymadım, yarak istiyorum daha!” deyince, ben Halile baktım, acaba karımı yeniden sikecek mi diye. Halil de bana, “Hadi durma sik karını!” dedi. Hemen pantolonumu ve külodumu çıkarıp, karımın arkasına yanaştım ve amına soktum. Karımın amı vıcık vıcıktı. Gördüklerim yüzünden olsa gerek, karımın amına 3-4 kere sokup çıkardıktan sonra hemen boşaldım ve çekildim…
Musa kaynanamın üstüne abanıp kalınca, onun da kaynanamın amına boşaldığını anladım. Musa kaynanamın üstünden çekilip ayağa kaltı, siki halen dimdikti, sonra karımı kaynanam gibi gibi yere sırtüstü yatırıp, bacaklarını omzuna aldı ve karımı sikmeye koyuldu. Bu sefer kaynanam, “Ben de doymadım, yarak istiyorum!” diyerek beni yanına çağırdı. Ben Hap falan almadım, ama sanki ben de bu dünyada değildim, kaynanamı ikiletmeden yanına yanaştım. Kaynanam yarı inik sikimi aldı ağzına ve emerek kaldırdı. Sonra da kendimi kaynanamı sikerken buldum. Ben kaynanamın amına pompalaren, kaynanam, “Daha sert! Daha sert!” diye bağırıyordu. Kaynanamın amına sokup çıkarırken, amından Musa’nın dölleri dışarı sızıyor, dahada heyacanlanıyordum. Kaynanam inleyip titremeye başlayınca geldiğini hissetim. Ben de patladım ve bitkin bir durumda kaynanamın üzerine yığılıp kaldım. Musa halen karımı sikiyor, karım da, “Evet! Evet!” diye bağırıyordu. Galiba karım da gelmişti. Ben kaynanamın üstünden kalkarken kaynanamın yüzüne bakamıyordum. Ayağa kalktığımda, Cemal Ceptelefonuyla bizi çekiyordu. Sanırım ben kaynanamı sikerken de kaydetmişti…
Giyinip çıktım. Barakanın dışında oturup sigara içerken, Halil yanıma geldi ve “Cemal’i sorun etme, sizin köyden çok kadın ayarladı bana. Kaynananla karını temizlenmeleri için eve gönderiyorum, sen de şimdi diğer işçilerin yanına git, öğle yemeği zamanı, kimse şüphelenmesin. Bugünlük çalışıyormuş gibi yap. Akşama oğlumla birlikte sizin eve uğrarız!” dedi. Ben diğer işçilerin yanına giderken, kaynanamla karım da Cemal’in arabasına biniyorlardı. İkisi de çok mutlu görünüyorlardı.
Akşama kadar elma ağaçlarında çalışıyormuş gibi yapıp vakit geçirdim. Akşam diğer işçilerle araçlara binip köye vardık. Eve girdiğimde kaynanamla karım salonda TV izliyordu. Banyoya girip duşumu aldım, akşam yemeğini yedim, ben de oturdum TV izlemye başladım. Kimseden çıt çıkmıyordu. Saat 9 gibi kapı çaldı. Kapıyı açmaya kaynanam gitti ve Halil’in kucağında salona girdi. Arkasından Musa, elinde iki poşet yiyecek içecekle girdi salona. Poşetlerin birinden Rakı ve bir salkım Muz çıkarıp sehpaya koydu, poşetleri elime tutuşturup, “Bardak ve su getir de, bir iki duble atalım!” dedi ve gitti direk karımın yanına oturdu. Ben poşetleri mutfağa bırakıp, su ve bardaklarla salona geldiğimde, Halil yine kaynanamla karıma o Haplardan veriyordu…
Biz birer duble Rakı içtikten sonra, kaynanamla karımın yuttukları Haplar da etkisini göstermeye başlamıştı. Musa karımın dudaklarına yapışıp, elbiselerini parçalarcasına soydu. Halil de kaynanamı soymuş, kaynanama sakso çektiriyordu. Musa karımı bizim yatakodasına götürken, Halil de kaynanamla birlikte, kaynanamın odasına gitmek için kalktılar. Odaya giderlerken Halil bana, “Eser sen de soyun ve yanımıza gel!” dedi. Ben bir duble Rakı daha atıp, soyundum ve kaynanamın odasına gittim. Odaya girdiğimde Halil altta, kaynanamı kucağına almış, hoplatarak sikiyordu. Durdum biraz seyrettim. Sikim kalkmıştı seyredeken. Halil, “Ben amından sikerken, sen de götten yap!” diyerek, kaynanamı kollarından tutup kendine çekerek, kaynanamın götünü domalttı. Yatağa çıkıp sikimi tükrükleyip kaynanamın götüne zorladım. O ana kadar girdiğim en küçük delikti. Üçüncü hamlemle ucu girdi. Hepsini sokmamla, kaynanam feryat etmeye başladı. Fakat 10 dakika sonra alışmıştı. Osuruklar eşliğinde kaynanamın götünü sikip boşaldım…
Banyoya gittim, sikimi temizleyip yatakodama baktım. Musa karımı domaltmış götten sikiyordu. Sanırım karım daha önce de arkadan vermiş olmalı ki, Musanın yarağını zorlanmadan alıyordu götüne. Musa beni görünce, “Gel gel, sen de ağzına ver Orospu karının!” dedi. Yanlarına gidip karımın ağzına verdim inik sikimi. Karım kudurmuş gibi yalayarak kaldırdı, serleştirdi. 5 dakikaya kalmadan karımın ağzına boşaldım. Karım döllerimin çoğunu yuttu, bir kısmını da tükürerek çıkardı. Ben, “Benden bukadar!” deyip, gittim duş alıp salona geçtim. Rakı içip TV izliyordum. Yarım saat sonra karım geldi yanıma, duş almış, bornozla yanıma oturdu. Karıma baktığımda, ne kadar mutlu olduğu yüzünden okunuyordu. “Gittiler mi?” dedim. Karım da gülerek, “Yok, annemi sikiyorlar daha!” dedi…
Daha düne kadar, büyük bir hırsla hepsini öldürmek geçiyordu kafamdan. Ama şimdi kaynanamın ve karımın ne kadar mutlu olduklarını görünce, o düşünceden vaz geçtim. Hem parasal yönden de bir problemimiz kalmamıştı. İtiraf etmesi çok zor, ama bu durumdan ben de memnun sayılırım!